Diğer Sitelerimiz :
 
E-Posta :  Şifre :  Ana Sayfa - Forum Ana Sayfa - Üye Ol - Şifremi Unuttum
Forum Ana Sayfa
Enerji -  TÜRKİYENİN ENERJİ SORUNU ve NUKLEER ENERJİ
Bu konuya yeni bir mesaj göndermek için tıklayınız  
sıracalı
Anadolu Yakası
Yaş : 48
Cinsiyet : Bay
Kayıt : 8 Mayis 2008 Perşembe
Durum : Offline
TÜRKİYENİN ENERJİ SORUNU ve NUKLEER ENERJİ 25 Ağustos 2009 Salı 00:38:52
Türkiye’de, birincil enerji kaynaklarından
(kömür, su, petrol) üretilen enerji, değişik nedenlerle
artan enerji gereksinmesini karşılayamaz durumdadır.
Birincil enerji kaynaklarının bugüne kadar
yetersiz değerlendirilmesi, dışa bağımlı enerji
politikasının İzlenmesi, yatırım ve teknik olanaksızlıklar
veya varolan olanakların istenen şekilde
sonuçlanmaması ve Dünya enerji bunalımının
Türkiye’yi direkt olarak etkilemesi, enerji
darlığının ana nedenleri sayılabilir.
Türkiye petrol gereksinmesinin % 30’nu yerli
kaynaklardan üretmektedir. Petrole dayalı tüketim
sanayisinin destek görmesi, hızla artan
petrol fiyatları karşısında alım gücünün zorlanması,
Türkiye’nin ekonomik darboğaza girmesinde
ana etkenlerdir. Buna karşın petrol arama
ve üretme çalışmaları yetersiz düzeyde kalmıştır.
Görünür rezervi 7-8 milyar ton olan linyit
de yurt çıkarlarına uygun olarak değerlendirilememiştir.

Son Keban projesininde gerçekleşmesiyle
70 - 80 milyar kw/h olan su potansiyelimîzinde
% 12-15 kadarı değerlendirilmiştir.
Bazılarınca kurtarıcı olarak gösterilen Nükleer
enerji de enerji dargeçidinl aşacak güçte
görünmemektedir. Bugüne kadar saptanabilmiş
4600 ton UsOa nükleer yakıt hammaddesi olduğu
bilinmektedir. Ancak bunun 2300 ton U3Qa
İlk bîr kısmının işletilebilir olduğu anlaşılmıştır,
Bu işletilebilir rezervde orta güçte bir nükleer
santralı yaklaşık 20-25 yıl civarında çalıştırabilecektir.
Türkiye’nin enerji eğilimi, öncelikle kömür
ve su potansiyellerini değerlendirecek yönde olmalıdır.
Petrol aramalarına gereken önem ve hız
verilmelidir. Dünya Nükleer Teknoloji gelişimi
İyi İzlenerek kurulacak reaktörlerin bilinçli seçilmesi,
Nükleer hammadde araştırmalarının hızlandırılması,
kendi öz kaynaklarımıza dayalı ve
nükleer teknolojinin yurdumuzda gelişmesini
sağlayacak, dış kaynaklardan bağımsız bir enerji
politikasının İzlenmesi uygun olacaktır.

Enerji salt Türkiye’nin sorunu değildir, ikinci
dünya savaşından sonra büyüyen dünya nüfusu,
hammadde kaynaklarına sahip toplumların
bağımsızlıklarına kavuşarak yeraltı zenginliklerine
sahip çıkmaları ve değişik uygulama kazanan
dünya ekonomi - politikası enerji sorununu
uluslararası hale getirmiştir.
Dünya’mn ham petrol rezervi 450,10’ ton
eşdeğer kömür, doğal gaı rezervi 250.10* ton
eşdeğer kömür olarak hesaplanırsa % B’Hk bir
tüketimle 40-50 yıl sonra petrol ve doğal gazın
tükeneceği bilinmektedir (Zengin, 1956), Yeni
bulunacak petrol ve doğal gaz rezervleriyle
bu süre uzatılabilir fakat sonuç gene değişmeyecektir.
Enerji hammaddelerinin tükenirllğl ve zenginliklerin
dünya ülkelerinde dengesiz dağılımı
ülkeleri yeni enerji kaynakları bulmaya yönlendirmektedir.
Bu yeni enerji kaynaklarından biri
de atomun parçalanması esasına dayanan nükleer enerjidir.
Çekirdek parçalanması (fisyon reaksiyonu),
son yıllarda teknolojlnlnde gelişmesiyle enerji
kaynakları arasında önem kazandı.
Atom çekirdeğinin parçalanabilir olduğunun
bilinmesinden yakın zamana kadar geçen süre
içinde, nükler enerjiden yararlanmak mümkün
olmamıştır. Günümüzde nükleer enerji kullanmayı
gerektiren ve kolaylaştıran etkenleri şöyle
sıralayabiliriz :
— En ucuz enerji üretim kaynağı olarak bilinen
petroldeki flat artışları,
— Fosil yakıtların dünya enerji gereksinmesini
kısa bir süre sonra karşılayamayacak duruma
gelmesi,
— Nükleer enerji üretiminde teknolojinin
İstenen düzeye ulaşması
— Çevre kirlenmesini önleyici yöntemlerin
geliştirilmekte olması
— Enerji gereksinmesinin artmasına karşılık,
bilinen kaynakların dışında yeni enerji üretim
kaynaklarının saptanamaması,
— Özellikle gelişmiş ülkelerde çevre sağlığı
ve kirlenmesine verilen Önemin toplumlar
tarafından benimsenmiş olması.
— Ülkelerin Nükleer teknolojide ve atom
silahı yönünden söz sahibi olmak istemeleri.
Enerji kaynaklarının tükenir olması uranyum
İçinde sözkoriusudur. Bugün dünyada kg.
maliyeti 26 dolar olan 886.000 ton U308 rezervi
vardır. Yapılan hesaplara göre 2000 yıllarında
Dünya uranyum rezervleri tükenmeye başlayacaktır,
(Aybers, 1974). Bu nedenle Nükleer teknolojinin
gelişimi rezerv sorununu da çözümleyecek
nitelikte olması gerekecektir. Bu amaçla
yakıt üreten hızlı reaktörler (Breeder Reactor)
üzerindeki çalışmalar hızlandırılmıştır.
Son yıllarda güneşten enerji kaynağı olarak
yararlanma çalışmaları yoğunluk kazanmaktadır.
Güneş birçok yönleriyle en güvenceli
enerji kaynağı olarak bilinmektedir. Fakat bu
yöndeki çalışmalar henüz yeterli teknolojik düzeye
erişmemiştir.
Bizim buradaki amacımız; Türkiyenin enerji
sorununa, diğer enerji kaynaklarının yanısıra
Nükleer enerji İle yaklaşım yapmak olacaktır.
Bu arada diğer enerji kaynaklarının genel
durumuna da kısaca değinilecektir.

ENERJİ TÜRLERİ

Enerji kaynakları gözönünde tutularak enerji
türleri
1. Fosil yakıt (kömür) enerjisi,
2. Su enerjisi (hidroelektrik enerji),
3. Petrol enerjisi,
4. Atom enerjisi,
5. Jeotermal enerji,
6. Güneş enerjisi.
Türkiye’nin yüz yıldır işlettiği tek taşkömürü
havzası Zonguldaktır. Bunun dışında MTA
Enstitüsü tarafından saptanan 207 önemli linyit
rezervinden ancak yüz kadarf işletilmeye uygundur.
Türkiye’nin 6 milyar tondan çok linyit
rezervi olmasına karşın üretilen yılda 10 milyon
tonu geçmez. Üretilen linyitin önemli bir
kısmı da ısınma İçin kullanılmaktadır. Gene üretilen
linyitin termik santrallerdeki kullanılma
payı da çok azdır. Linyit rezervleri artırılarak
üretim hızlandırılmalı ve kömürle çalışan termik
santrallerinin sayısı daha çok olmalıdır.

Türkiye su enerjisi potansiyeli bakımından
zengindir. Toplam 80 milyar kw/h lik su potansiyelinin
% 12 -15*1 ancak değerlendirilebllmiştlr.
1975 yılında üretilen toplam 12 milyar kw/h
elektrik enerjisinin 9 milyar kw/’h’i hidroelektrik
potansiyelden elde edilmiştir (Aşcıoğlu,
1976). Türkiye’de bugün üretilen toplam elektrik
enerjisinin yaklaşık yedi katını, salt hidroelektrik
potansiyeli değerlendirerek üretmek
mümkündür, 1990 yıllarında toplam elektrik gereksinmesi
tüm hidroelektrik potansiyelin gücüne
yani 80-90 milyar kw/h’lik enerjiye denk
olacaktır (TİK. 30, Bil. ve Tek Kurult,) 2000 yılındaki
gereksinme İse tüm hidroelektrik potansiyelin
iki katma (170 -180 milyar kw/h) ulaşacaktır.
Bugünkü enerji darlığında su enerjisinin yeri
önemlidir. Gelecekte su enerjisinin enerji sorununu
çözeceği söylenemez. Ancak var olan
potansiyeli tam olarak ve yurt çıkarlarına uygun
şekilde değerlendirmek çözüme yaklaşan adımlardan
biri olacaktır.
Türkiye petrol gereksinmesinin ancak 1/5
Inl yerli kaynaklardan üretebilmektedir. 1974 yılında
petrole 700 milyon dolar döviz Ödenmiştir.
Bu rakam toplam İhracattan elde edilen gelirin
% 90’nı oluşturur. Elektirik enerjisi açığını
kapatmak için kurulan Fuel-Oil ile çalışan
termik santraller petrol ithal edilemediği zamanlarda
çalışamaz duruma düşmüş veya üretilen
elektriğin maliyetini artırmıştır,
1980 yıllarında Türkiye’nin petrol gereksinmesi
20 milyon tonu geçecektir. Bu gereksinmeyi
kısa sürede yerli kaynaklardan karşılamak
mümkün değildir. Bu nedenle petrol tüketimini
sınırlayıcı her türlü önlemi almak ve
yerli üretimi artıran çalışmaları yoğun bir şekilde
hızlandırmak en iyi seçenek olmalıdır.
Türkiye’de jeotermal enerji çalışmaları henüz
başlangıç düzeyindedir. Jeotermal enerjinin
pratik olarak tükenir olmaması, sürekli yenilenmesi,
üretilen enerji maliyetinin düşük olması
gibi üstünlüklerine karşın; arama giderlerinin
yüksek olması, arama süresinin uzun olması gibi
olumsuz yönleri vardır,
Türkiye, jeolojik yapısına uygun olarak jeotermal
akışkanların çok olabileceği bir potansiyele
sahiptir. Doğu Anadolu’da geniş alanlara
yayılan volkanik kayalar üzerinde bugüne kadar etkin bir araştırma yapılmamıştır. Bu volkanik
alanların çoğu genç ve tarihi zamanlarda bile
volkanlzma faaliyetleri gösteren volkan merkezlerini
içerirler.
Türkiye’nin bugün jeotermal enerjiden ticarî
anlamda yararlanması mümkün değildir.
2000 yıllarında bile enerji gereksinmesinin ancak
% 1’i jeotermal enerjiden karşılanabileceği
sanılmaktadır.
Gelecekte yararlanılması düşünülen enerji
kaynaklarından biride Güneştir. Bilindi gibi Türkiye
yılın 2/3 ünden fazla bir sürede devamlı
Güneş alabilen bir coğrafik konumdadır. Ayrıca
güneş enerjisini küçük çaplı uygulamalarla toplum
yararına sunacak yeterli teknik güç ve teknolojik
potansiyel Türkiye’de vardır.
Güneşten gelen ışın enerjisini ısı enerjisine
dönüştürmede kullanılan toplayıcı (Ensalatör)
aygıtlarla güneş ışınları 21.000 kez konsantre
olabilmekte ve sıcaklık 4000°C ye ulaşabilmektedir,
Türkiye’de kış aylarında 8 saat/günde
m2 başına 2000 koal’lik ısı enerjisi alımı gerçekleşmektedir
(Touchais, 197 . Böylece yaklaşık
300.000 hektarlık alan yılda 300.10* ton kömürün
verdiği enerjiye eşdeğer bir Güneş enerjisi
aldığı Touchais (197 tarafından belirtilmektedir.
Yılda 2558 saat üzerinden 1.206.10"
kca!/m2 lik enerjinin güneşten sağlanabileceği
gene aynı araştırıcı tarafından belirtilmektedir.
Yurdumuzda yılda 3000 saatten fazla güneş alan
bölgelerin varlığı düşünülürse güneş enerjisinden
gelecekte yararlanmanın kaçınılmaz olduğu görülür,
Türkiye’de güneş enerjisinden yararlanma
çalışmaları şöyle öngörülebilir;
1. Genel enerji tüketimini sınırlandırıcı ve
küçük boyutlu uygulamalar (evlerin ısıtılması,
sıcak su üretimi gibi),
2. Kırsal kesimin elektrik enerjisini karşılama
çalışmaları,
3. En büyük boyutlardş elektrik enerjisi
üretimine geçmek,
4. Deniz suyundan tatlı su elde edilmesi
ve jeotermal akışkanların zararlı elementlerini
arıtma çalışmalar!. ;
Güneş enerjisinin tükenir olmaması, doğa!
kirlenmeye yolaçmaması ve belli bir teknolojik
düzeyden sonra enerji maliyetinin düşük olması
olumlu koşullardır.

URANYUM VE NÜKLEER ENERJİ
Atom enerjisi; atom çekirdeğinin parçalanmasına
bağlı olarak açığa çıkan ısı enerjisinin
teknolojik kontrolüyle gerçekleşen enerji türüdür.
Çekirdek parçalanması (fisyon reaksiyonu),
teknolojinin gelişmesiyle son yıllarda
önemli bir enerji kaynağı olmuştur. Hafif element
çekirdeklerinin birleşimi (füsyon reaksiyonu)
sonunda oluşan enerji bugün için beklenen
gelişmeyi göstermemiştir.
Atom enerjisinin hammaddesi olarak uranyum
ve toryum bilinir. Atom Reaktörlerinde yakıt
olarak kullanılan fisyon maddeleri U235, U233,
P239 dur. Usas doğal U308 (uranyum oksit) içinde
% 0.7 oranında bulunan bir izotoptur. Uz» ve
P239 yapay fisyon maddeleridir. Uranyum oksltin
diğer izotopu Uzss İse nötron yutarak P^’a
dönüşür. Doğal olarak bulunabilen Toryum oksit
(ThO2) nötron yutarak UM3’e dönüşür. Toryum
fisyona uğramaz ancak Tıh32a nin nötron bombardımanına
tabi tutulması İle bir nötron olarak
parçalanabilir ve Um’e dönüşür.
Bugün için endüstriyel alanda elektrik üretiminde
termal (ısı) reaktörleri kullanılmaktadır.
Bu reaktörlerde doğal veya zenginleştirilmiş
uranyum yakıt olarak kullanılır, Reaktörlerde
su (H2Q), ağır su (D20) ve grafit moderator
olarak kullanılan en yaygın malzemelerdir. Fisyon
olayı sonunda oluşan ısı enerjisi sıvı veya
gaz soğutucularla reaktör dışına taşınır. Isı
enerjisi bu soğutucular aracılığı ile buhar devresine
gönderilir. Buhar, türbo - alternatörleri çalıştırarak
elektrik enerjisi üretilir. Brown
(1964), elektrik enerjisi üreten atom reaktörlerinin
çalışmasını basit olarak aşağıdaki şekilde
gösterir:
Reaktör •*""7 Isı değiştiricileri ^ - y
Elektrik Jeneratörü İZJT Soğutucular
Su soğutucular ucuz olmasına karşın reaktör
gövdesinin yüksek basınçlı olmasını gerektirmekte
ve korozyona neden olmaktadır. Gaz
soğutucular ucuz güvenceli ve yüksek basınca
gerek kalmadan yüksek sıcaklıkta çalışabilmesine
karşın ısı iletim Özellikleri düşüktür. Bu
sakıncaları ortadan kaldırmak için Dlfenil benzin
gibi bazı organiklerin moderator ve soğutucu
olarak kullanılmasına başlanmıştır.

Şimdiye kadar nükleer enerji teknolojisinde
tutunmuş ve gelişmekte olan reaktör tipleri
aşağıdakilerdir :
1. Grafit-Gaz Reaktörleri (CGR)
Yakıt : Doğal uranyum
Moderator : Kanallı grafit blokları
Soğutucu : CO2 gazı
2. İleri Gaz-Grafit Reaktörleri (AGR)
Yakıt : Zenginleştirilmiş uranyum
Moderator ve soğutucu (CGR) reaktörlerindeki
gibidir.
3. Yüksek Sıcaklık Gaz Reaktörleri (HTGR)
Yakıt : Uranyum ve Toryum karbürlerinin
grafit matriks içine dağıtılmasıyla
yapılmıştır.
Soğutucu : Helyum gazı
Bu reaktörler gelişme düzeyindedir. ABD ve
diğer bazı gelişmiş ülkelerde Thi« den parçalanabilir.
U233 elde etmek ve aynı reaktörde U23ä’ü
yakıt olarak kullanabilmek İçin bu reaktörler
üzerindeki çalışmalar sürdürülmektedir.
4. Hafif Su Reaktörleri (LWR)
Bugün kullanılan en yaygın reaktör tipidir.
Yakıt : ZieaIay-2 (zirkonyum halitası)
den yapılmış ve içine zenginleştirilmiş
UO2 lokumları bulunan yakıt elemanı.
Moderator ve Soğutucu : Su
Bu reaktörler soğutmanın yapılışına göre
İki tipdir :
a. Kaynar Su Soğutmalı (BWR)
b. Basmlı Su Reaktörleri (PWR)
5. Ağır Su Reaktörleri (HWR)
Yakıt : Doğal veya az zenginleştirilmiş
uranyum
Moderator : Ağır su (D2O)
Soğutucu : Ağır veya hafif su.
6. Yakıt Üretici Hızlı Reaktörler (FBR)
Bu reaktörlerde moderator yoktur. Bu nedenle
nötronlar yavaşlamaz. Hızlı nötronların
fisyon tesir kesiti küçük olduğu İçin bu reaktörlerde
saf fisyon malzemesi U-as veya PU239 kullanma zorunluğu vardır. Reaktör gövdesi çevresinde
doğal uranyumdan bir örtü bulunur. Kaçan
nötronlar doğal uranyum örtüsü İçinde %
99,3 oranında bulunan Um atomlarım pulutonyum’a
çevirirler. Böylece parçalanmadan sonra
açığa çıkan fertll elementler parçalanır elementlerden
miktarca daha çok olabilir. Bu fertll
elementler yeniden aynı reaktörde veya başka
bir reaktörde yakıt olarak kullanılabilir. Böyle
reaktörlere bu özellikleri nedeniyle Yakıt
Üreten Hızlı Reaktörler veya Besleyici (Breeder
Reactor) Reaktörler denilir. Bu reaktörler
henüz geliştirilme düzeyindedir.

NÜKLEER ENERJİ VE TÜRKİYE
Türkiye’de radyoaktif mineral araştırmalarına
1956 yılında ’başlanmıştır. 1902 yılında Manisa-
Salihli bölgesinde tortullar içinde zenginleşmiş
uranyuma rastlanmıştır. Bugüne kadarki
çalışmalar sonunda 2500-3000 ton U308 varlığı
saptanmıştır. Bölgede pilot çaptaki çalışmalarla
uranyumdan Sarı Pasta (Yellow Cake) elde
edilmiştir. Bu bölgeden ayrı olarak yapılan araştırmalarla
değişik yörelerde uranyum zenginleşmeleri
saptanmıştır. Sonuçta bugün yararlanmaya
uygun yaklaşık 4000 ton UaOs rezervi
vardır.
MTA Enstitüsü tarafından en son olarak
Köprübaşı (Salihli), Sivrihisar (Eskişehir), Aydın,
Afyon, Şebinkarahisar ve Kırklareli bölgelerinde
radyoaktif mineral araştırmaları yapılmış
olup bir kısmında çalışmalar halen devam
etmektedir. Sivrihisar cevher yatağının sadece
bir kısmında yapılan sondajlı aramalar sonucu
380.000 ton ThOa ve seryum, lantanyum, neodyum
ve İtrium elementleri toplamı olarak
4.000.000 ton nadir toprak elementleri saptanmıştır
(Kaplan, 1977).
Karadenlzdekl tortullar İçinde varlığı söylenen
(Degens ve diğerleri, 197 6,7. 10* ton
UşUe İçeriğinin de teknolojik yönden nasıl elde
edileceği bilinmemektedir.
Enerji darlığından kaynaklanan sıkıntı bugün
güncel hayata yansımıştır. Enerji darlığının
kendini en çok belli ettiği bu yıllarda nükleer
enerjiden yararlanmak İçin girişimler yapılmaktadır.
1985 yılında Silifke-Akkuyu’da üretime
geçmesi planlanan nükleer santral yılda 6 milyar kw/h elektrik enerjisi üretecektir. Kurulacak
santralın ne tipte olacağı ve İhale çalışmaları
sürdürülmektedir. Kurulacak reaktör 600
MV gücünde olacaktır.
600 MV gücündeki bir ağır su reaktörü yılda
yaklaşık 125-130 ton U308 tükettiği bilinirse
eldeki mevcut UŞOB rezervi ancak yaklaşık
20-25 yıl yetecektir. 1985 yıllarından sonra 750
MV gücünde ikinci bir reaktöründe kurulması
planlanmaktadır. Bilinen rezervlerle, ilk reaktörün
dışında kurulacak diğer reaktörlere yeril yakıt
’hammaddesi sağlama olanağı hemen hemen
olamayacaktır.
Türkiye’deki nükleer ’hammadde yatakları
iyi incelenmelidir. Böylece hammadde yataklarının
teknik ve ekonomik yapısına uygun bir
nükleer teknolojinin başlatılarak geliştirilmesi
gereklidir. Nükleer santrallerin enerji üretim
kesimindeki payı ileriye yönelik olarak planlanmalıdır.
Plansız ve tamamen dışa bağımlı olarak
kurulan reaktörler gelecekte çalışamaz duruma
düşebilir.
Nükleer hammadde yataklarının araştırılması
ve saptanan yatakların teknik özelliklerinin
saptanması İlk adımlardan biri olmalıdır.
Uranyumun tükenirliğl göz önünde tutularak en
ekonomik ve yurdumuz koşullarına uygurj reaktör
tiplerinin seçimi yapılmalıdır.

SONUÇ VE ÖNERİLER
Nükleer enerji, Bugünkü Türkiye koşullarında,
enerji sorununa çözüm getirecek nitelikte
değildir. Ancak gelişen nükleer teknoloji alanında
çağdaş ülkeler düzeyine erişme çalışmaları
da geri bırakılmamalıdır. Bu amaçla; kendi
kaynaklarımıza dayalı, nükleer teknolojinin yurdumuzda
gelişmesini sağlayacak, döviz tasarrufu
yapacak ve dış kaynaklara bağımlı kalmaktan
koruyucu bir nükleer enerji politikasının izlenmesi
gereklidir.
Nükleer enerjiden gerçek anlamda yararlanma
aşamasına gelinceye kadar güncel enerji
sorununun çözümünde etkin olacak çalışmalar
da şöyle öngörülebilir :
1. Türkiye’deki mevcut linyit yataklarının
yeterince değerlendirilmesi ve enerji üretim
sektörüne aktarılması. Linyitle çalışan termik
santrallerin sayılarının artırılması.
2. Su potansiyelinin değerlendirilemeyen
kısmını değerlendirerek hidroelektrik santrallerin
sayısını çoğaltmak.
3, Türkiye’deki petrol tüketimini sınırlayıcı
Önlemlerin alınması gereklidir. Petrol sondaj
yerleri ve kapasitesi artırılarak arama çalışmalarına
gereken hiz ve önem verilmelidir.
4. Jeotermal ve güneş enerjisi çalışmalarına
gereken önem verilmelidir. Özellikle çevre
kirlenmesi açısından güvenceli olan güneş
enerjisi halkın yararına sunulmalıdır. İlk planda
güneş enerjisinden yararlanma klasik enerji tüketimini
azaltacak yönde olmalıdır. Bu yöndeki
çalışmalar için gerekli teknik potansiyel Türkiye’de
vardır.


JMO.ORG.TR
Bu konuya yeni bir mesaj göndermek için tıklayınız Enerji - TÜRKİYENİN ENERJİ SORUNU ve NUKLEER ENERJİ Yukarı
Sayfalar :  1  
Reklam vermek için tıklayınız.
Üye Ol - Şifremi Unuttum - Forum Yardım - Forum Kuralları - Reklam - Bize Ulaşın  
Sayfamızda yayınlanan tüm materyallerin hakları sahiplerine aittir. © anadoluyakasi.gen.tr 07/08
 (0,17 saniyede yüklendi.)